Rahman ve Rahim Kollektif Açılım
- Elif Düme
- 11 Şub
- 3 dakikada okunur

Rahim ve Rahman: Kollektif Bilinçte İki Arketip
İnsanlık tarihi yalnızca politik ya da ekonomik bir süreç değildir.Aynı zamanda bilinç evrimidir.
Carl Jung kollektif bilinçdışı kavramıyla şunu söyler:Bireysel zihnin altında, insanlığa ait ortak bir arketipsel alan vardır.Orada evrensel imgeler ve kalıplar yaşar.
Rahim ve Rahman da bu arketiplerden ikisidir.
Biri İlahi Anne. Biri İlahi Baba.
Ama burada mesele cinsiyet değildir.Kozmozdaki enerji prensibinin idrak edilmesidir.
Rahman Arketipi (Kollektif Eril)
Rahman prensibi kollektifte şu alanlarda görünür:
Devlet yapıları
Hukuk ve düzen
Ekonomik sistemler
Bilimsel ilerleme
Strateji ve yönetim
Bu enerji yön verir.Yasa koyar.Sınır çizer.
Sağlıklı Rahman:
Adaletlidir
Net ve tutarlıdır
Gücü koruma için kullanır
Gölge Rahman:
Kontrolcü
Baskıcı
Gücü tahakküm için kullanan
Modern dünyada uzun süre Rahman enerjisi aşırı baskın kaldı.Sanayi devrimi, militarizm, kapitalist aşırılık…Yapı vardı.Fakat kalp eksikti.
Rahim Arketipi (Kollektif Dişil)
Rahim prensibi kollektifte şu alanlarda görünür:
Topluluk bilinci
Sanat ve kültür
Doğa ile bağ
Bakım ve şefkat alanları
Ruhsal hareketler
Rahim alan açar.Taşır.Besler.
Sağlıklı Rahim:
Şefkatlidir
Bağ kurar
Birlik hissi yaratır
Gölge Rahim:
Kurban bilinci
Sınır koyamama
Duygusal manipülasyon
Son yıllarda dünya Rahim enerjisinin yeniden yükselişini yaşıyor.Kadın hareketleri.Ekolojik farkındalık.Duygusal zekâ vurgusu.
Ama yapı olmadan şefkat sürdürülebilir olmaz.Rahman olmadan Rahim dağılır.
Kollektif Krizin Kökü
Bugünkü global krizleri düşün:
Ekonomik dengesizlik
İlişki kaosu
Cinsiyet savaşları
Aile yapısının çözülmesi
Bunların çoğu, kollektif Rahim ve Rahman arasındaki kopuştur.
Eril dişilden korkar.Dişil erile güvenmez.
Ve bu savaş bireylerin içinde başladığı için topluma yansır.
Yeni Paradigma: İçsel Birliğin Kollektif Yansıması
Yeni bilinç düzeyi şunu gerektiriyor:
Güç + Kalp ile bağlantılı
Yapı + Akış
Netlik + Merhamet
Rahman kalple hizalanmalı.Rahim bilinçle merkezlenmeli.
Bu yalnızca bir spiritüel kavram değil.Psikolojik bir olgunluk aşamasıdır.
Birey içinde eril ve dişili barıştırdığında:
Güçlü ama yumuşak olur
Net ama sevgi dolu olur
Sınır koyar ama kapatmaz Eğer her bir birey kendi bireysel yolculuğunda üzerinde düşen duygusal sorumluluğu alıp büyümeyi seçerse, belki o zaman kadın erkek ilişkileri daha hafif bir yerden yaşanabilinir. Gün sonunda içeride ne oluyorda dışarıyada o yansır. Yukarıdaki kollektif prensipleri algıladıysan, şimdi bireysel alana geçiyoruz. Hayatta zorlandığımız her alan bir işaret taşır. Aşk, bereket, para, özgürlük, yakınlık…
Dışarıda görünen sorun, çoğu zaman içimizdeki iki ilkenin uyumsuzluğudur. Ben buna Rahim ve Rahman diyorum.
Dişil olan alan, hisseden, taşıyan. Eril olan yön veren, yapı kuran, koruyan.
Bu iki enerji uyum içindeyse hayat akar. Savaş halindeyse hayat zorlaşır ve hayatta kalma mekanizmalarımız alarm halinde sürekli bedenimize sinyaller gönderir.
Ruhun Parçalanma Hissi Nereden Gelir?
Her insan özünde mana boyutunda(ruhlar aleminde) aynı Öz'dür. Eksiksizdir. Sevgiyle doludur.
Fakat bireysel deneyime indiğinde ( Ruhun Madde Boyutuna İnmesi ) bir ayrılık hissi oluşur. İşte bu ayrılık, içsel eril ve dişilin Öz'den kopuşudur. Çünki ruhlar alemindeki Öz cinsiyetsizdir. Saf sevgidir. İnsanlığın varoluşundaki en temel bilgi olan bu gerçekliği kavrayamadıklarında, içsel ayrılık ve kopuş olur ve kadın içindeki erile güvenmez, eril ise içindeki dişili küçümser ve hayatın düzeni içte bozulur.
Bu yüzden mesele dış dünyayı düzeltmek değildir.İçerideki ilişkiyi görmek ve onarmaktır.
Kavramların Bir Cinsiyeti Vardır
İçsel çatışma özellikle kadınlarda, yaratım ve para kanalını etkiler ve bereket sadece para değildir. Özgürlük sadece hareket alanı değildir. Haz sadece bedensel deneyim değildir.
Her kavram bir enerji taşır ve o enerji, senin içindeki Rahim ve Rahman ilişkisinin aynasıdır.
Örneğin bereket…Eğer içindeki eril “mücadele etmezsem gelmez” diyorsa ve dişil “yoruldum, güvenmiyorum” diyorsa bereket sana yaklaşmaz.
Çünkü içeride birlik yoktur. Her iki frekansda ayrı notadan kafasına göre çalışıyordur.
Duygu Entegrasyonu Nedir?
Duygu entegrasyonu, içsel ilişkiyi okumak ve onarmaktır.
Bir inancı karşına bir enerji olarak alırsın. Onun sana nasıl baktığını hissedersin.Senin ona nasıl yaklaştığını fark edersin.
En dipte hangi duygunun kabul edilmediğini bulursun. Korku mu? Öfke mi? Yetersizlik mi?
İşte dönüşüm orada başlar ve bunların eril yada dişilden geldiğini anlayabilirsin.
Duygu entegrasyonu dediğimiz şey,o bastırılmış duygunun görülmesi ve dönüştürülmesidir.
Bilinçli fark edişle eril ve dişil arasındaki gerilimde çözülmeye başlar.
İçsel Birlik, Dışsal Akış
Eril dişile saygı duyduğunda dişil erile güven verdiğinde enerji akmaya başlar.
Bereket zorlamadan gelir. İlişkiler daha yumuşak olur. Çaba yerini hizalanmaya ve akışa güvenmeye bırakır.
Bu bir inanç sistemi değildir. Bir enerji yasasıdır.
Hayat dışarıdan gelmez.İçeride kurulan dengeden doğar.
Son Sözler
Hangi konuda zorlanıyorsan oraya bak.
Orada bir kavga vardır. Eril ve dişilin sessiz savaşı.
Ve hatırla:Amaç bir tarafı susturmak değil,iki tarafı sevgide buluşturmaktır.
Birlik içeride başladığında hayat da birlik olur. Böyle bireyler çoğaldıkça kollektif bilinç değişir. İlişkiler onarılır ve Rahman'da Rahim'de gerçek ilahi potansiyellerine doğru içsel bir dönüşüm yolculuğuna çıkar. Karar senin, ya halen bir erkeği yada bir kadını suçlayarak kurban psikolojisinde hayatını yaşarsın, yada sana ait olmayan bu kalıpları farkeder hayatının şöför koltuğuna geçersin... Sevgilerimle, Elif Düme




Yorumlar